Keşif Günlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Keşif Günlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mart 2013 Cumartesi

Eymir Gölü Sizi Şehrin Stresinden Kurtarmak İçin Bekliyor


Herkese merhaba,

Sizler için Ankara'nın son hava durumu tahminlerine baktım veeee 22°C sıcaklıklara ulaşacak muhteşem bir Pazar günü bizleri bekliyor olacak şimdiden müjdesini vermek isterim :) (Yatcaz kalkcaz sabah olcak Pazar olcak )Eee tabi Pazar gününü evde pinekleyerek geçirmek istemiyoruz dediğinizi duyar gibiyim belki plan yapmamışsınızdır hani bir fikir öneri olsa iyi olurdu dersenizz işte size süper bir öneri..

Ankara'nın trafiğinden, gürültüsünden, patırtısından, kalabalığından kurtulmanız ve doğa ile baş başa olabileceğiniz, huzur ve bir günde olsa sağlık bulabileceğiniz bir yer Eymir Gölü... Hadi giyin eşofmanlarınızı ve sabahın ilk ışıklarında koyulun yola, istikamet Eymir Gölü! İlk geldiğinizde temiz hava ile dolmuş ciğerler için kısa bir yürüyüş ve muhteşem bir kahvaltı (off off ) mükemmel olacaktır.. Kahvaltı sonrasını söylememe gerek yok sanırım :) Doğal güzelliği ile Eymir sizlerle olacaktır...

Tabi daha önce gitmemiş olabileceğinizi de düşünerek, geçen haftalarda o bilir o bilmez ekibi olarak gittiğimizde çekmiş olduğumuz Eymir Gölü manzarasına ait fotoğrafları paylaşmaktan mutluluk duyarız...

İyi pazarlar, sağlıklı yaşamlar.. 

3 Şubat 2013 Pazar

Kocatepe Camii..

Ankara'nın bir diğer ev sahibi Kocatepe Camii.. Ankara'nın gece ve gündüz rehberlik eden yüzlerinden biridir. Tarihi ve muhteşem mimari yapısıyla göz doldurur.

Yüksel Caddesi (Ankara)..










Yüksel Caddesi' nde bulunan kitap okuyan kadın heykeli, elindeki İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini  okuyan bir kadın tasvir edilmiş bu heykel, Yüksel Caddesinin ev sahiplerinden biridir..

18 Ocak 2013 Cuma

Cok yaşayan mı bilir çok gezen mi ?


Merhaba obilirobilmez'in değerli takipçileri,

Sizlerle ilk kez buluştuğumuz bu haftaya farklı birşey yaparak başlayalım, yorumlarla da kaynaşalım istedik.

Veeee.. kendimize, aslında hepimize bir soru sorarak başlıyoruzzz...

"Çok yaşayan mı bilir çok gezen mi?"
Evet.. 

Cevaplarınızı duyar gibiyiz. Ama! cevaplarınızı duymak değil! yorumlarda okumak istiyoruz :) Ne demişler "söz uçar yazı kalır" 

Biz bu paylaşımımız da insanların dünya işleri yüzünden güzel yerler gezebileceği, güzel şeyler yiyebileceği, güzel şeyler öğrenebileceği vb. güzel şeyler için çok zamanları olmadığını, olan kısacık zamanlarını da bu tarz güzel yerleri bulmak için harcamaması gerektiğini düşündük ve bu konuyu açtık.

Siz değerli takipçilerimizden gittiği, gördüğü, yediği, içtiği, sevdiği... pahalı ucuz, lüks basit vs. demeden zor bulunan kısacık zamanlarında zevk alarak vakit geçirdiğiniz, tavsiye ettiğiniz yerleri paylaşmanızı ve uzun eğer yazamıyorsanız kısa ama açıklayıcı (burada bu yenir, şu kadar fiyat, uygun vb.) bilgilerle paylaşmanızı istiyoruz.

Neden istiyoruz?

Bu rehber sizlerin sayesinde büyüyecek. Bizler de sizlerin zamanını en güzel yerlerde, en güzel lezzetleri deneyerek geçirmesini istiyoruz.

Tabi bu sizler sayesinde olacak..

Dediğimiz gibi : Hadi! bilmediklerini öğren öğrendiklerini öğret

16 Ocak 2013 Çarşamba

Küçükkuyu..

Siz şimdi bilmezsiniz Zeus Altarı' na ( Sunak)  çıkmak nasıl bir duygudur? Ne ile karşılacağımızı bilmeden, sadece interneten baktığımız birkaç resim ile düştüğümüz yolun sonunda, şu cümleyi söylemiştim kendime " Bu tanrılar işini biliyormuş". 




Ege 'nin başladığı yer diyorlar orada Küçük kuyu için, gerçekten de bende aynı şeyi düşünmüştüm, Ege' nin tamamı bence buradan ilham alarak büyümüştü. 

Belki Ege de bulunan Çeşme, Alaçatı, Bodrum vs gibi  orada sürekli bir hareketlilik yoktu ama Küçük kuyu bence unu elemiş ipini asmış denecek olgunluğa sahipti diğer Ege tatil yöreleri arasında. 

Küçükkuyu' nun can damarı olan Mıhlı Çayı görülmeden ölünmemesi gereken yerler arasına mutlaka alınmalıdır diye düşünüyorum. Hem doğa, hem tarih hem de deniz bu kadar güzel ancak Küçükkuyu da yakışırdı birbirine..

Akyaka..

Akyaka; yeşilin mavi ile resmen kucaklaştığı yer bence, bir tatilde olmasını istediğim herşey bence orda sunulmuş gibi.  Sabah erken saatlerde kalkıp Azmak Nehri etrafında sabah yürüyüş yapma keyfini ben hiç bir yerde bulamadım. Akyaka nın içinde bulanan Halk plajını tatilim sırasında kullanmama rağmen ben size Çınar adı verilen başka bir koy da denize girmenizi tavsiye ederim, burada piknik yapabilme şansına da sahipsiniz.

Ben oldum olası herşey dahil otelleri sevemedim, otelde kendimi kafese kapatılmış bir hamster gibi hissediyorum desem inanın hiç yalan olmaz. Akyaka gibi özgürce tatil yapabileceğiniz yerler de konaklama imkanları da bence oldukça sevimli. 

Villa tarzında olan pansiyon, butik otel ya da otellerde tatilinizi  bütçenize göre şekillendire biliyorsunuz. Tanımadığınız binlerce yabancı ile kahvaltı yapmaktansa her sabah güler yüzle karşılanacağınız  " Günaydın"  kelimesini  duyacağınız bir mekanı tercih edersiniz diye düşünüyorum. Eğer zaten Akyaka ' nın sakinliğinden sıkılırsanız, bence mümkün değil ama kanınız çok kaynıyorsa, Marmaris hiç te uzak ta değil (25 km yaklaşık) Marmaris' in eğlenceli, hızlı gece hayatına kendinizi bırakabilirsiniz.

12 Ocak 2013 Cumartesi

Nice Günlüğü IV..

Place de messena dan, Boulevard Jean Jaures (Bulvarına) geçtiğinizde sizi yine o eşsiz rengi ile deniz selamlar. Sahil oldukça gösterişli, rahat ve eğlenceli idi. Her adımım da durup tekrar tekrar solum da kalan denize ya da sağım da kalan tarihi mimarilere bakıyordum. Bunlardan biri de sizle resmini paylaştığım Hotel Necresco idi, hotel 1912 den beri müşterileri ile buluşuyormuş. Hotelin önünde ki sahil yolu hemen hemen 8 km civarında idi. Sahil yolunda hem özel hem de halk için kullanıma sunulmuş plajlar bulunmaktaydı, ama inanın şu anda kaç tane plaj olduğunu hatırlayamıyorum. Yayalar, bisikletliler için yapılmış kocaman bir sahil yolu son derece iyiydi. Bu arada bisiklet dedim de aklıma geldi. Nice te "Velo Bleu" yani mavi bisiklet sistemi kurulmuştu,  size şehir belediyesinin sunduğu bu hizmet ile şehirde belirli noktalardan  (120 farklı istasyon) bisikleti alıp, gideceğiniz yerde ki istasyonda bisikleti bırakabiliyorsunuz, elbette bunun için kartlı bir  hesap sistemi  mevcuttu.

11 Ocak 2013 Cuma

Artı Yaşam ile Doğa Şenliği

Artı yaşam grubu ile gittiğim Doğa şenliğini hala unutamam, o gün çocuk gibi eğlendiğimi hatırlıyorum,


Uçurtma şenliği, müzikli danslı etkinlikler çeşitli ip ve top oyunları her biri 20-30-50 ya da daha farklı yaşlardaki insanları  çocukluğuna geri çevirmişti.



Şehir aslında bizi ne kadar da köle etmişti kendine, ne kadar da ruhumuzda ki enerjiyi alıyordu.



Suyun, ağaçların rengi kokusu damarlarımızda dolaşan kanımıza girmişti sanki..

10 Ocak 2013 Perşembe

Nice Günlüğü III..

Şehrin meydanına doğru yürüdüğünüz de, aslın da bu yanlış bir cümle oldu o şehir de o kadar çok meydan var ki acaba hangisine doğru yürüdüğümü sorabilirsiniz. Avenue Jean Medecine caddesi trafige kapalı olarak dizayn edilmiş oldukça şık bir cadde, çeşitli alış veriş merkezlerini "La Fayette", "Center  Commercial Nice Etoile" size sunmaktadır. Massena "Place de massena" olarak bilinen meydan bu caddenin sonunda bulunmaktadır. Burada dinlenmek için oturduğum da ne kadar renkli bir meydan olduğunu gördüm, uzun çelik direkler üzerine yerleştirilmiş neon lambalı çeşitli insan figürleri oldukça büyüleyici idi.

9 Ocak 2013 Çarşamba

Nice Günlüğü II..



İlk olarak harita üzerinde kendini bulmak ile başlıyordu her şey. Akşam etrafı keşfetmek için dışarı çıktığımda sanırım saat 19:00 civarında idi. Avenue Jean Medecin  (cadde=avenue) ulaşmak için sola döndüğümde önüme bence kocaman ama harita da küçücük olan bir bazalika çıktı (Basilique Notre Dame), sokağın tam ortasında bu kadar büyük bir tarihi yapının olması beni o an o kadar heyecanlandırmıştı ki ama haritaya baktığımda bu bazalikanın ufacık bir haç ile gösterildiğini gördüm, daha büyük çok daha büyük tarihi yapılar şehrin içine deyim yerinde ise serpiştirilmişti. 

Nice te İlk Gün..

Demiştim ya bu DNA'ya çok şey borçluyum diye işte onlardan biri;

Benim Fransa Nice şehrine gidip, orada 6 gün boyunca hem tatil hem de kongre katılımı sağlamasıydı. Bunun için teşekkür edeceğim aslında çok insan ve kurum var. Belki onları da size zamanla tanıtırım. 6 gün boyunca hem bilim hem tatil yapabilmek benim için size en başta söylediğim masalın bir parçasını oluşturmakta...

Azur Mavisi'ni gördüğüm o an...
Biraz Cote d´Azur, olarak bilinen Nice şehrindeki o kısa ama büyüleyici masalımı sizinle paylaşacağım. Bizim kullandığımız Azur mavisinin ne demek olduğunu ben Nice sahilinden denize doğru baktığımda anladım, İspanyolca "Mavi" demek olan "Azur" kelimesinin hakkını gerçekten veriyordu...

Ankara'dan İstanbul'a İstanbul'dan da direkt Nice gidiyorsunuz. Teşekkürler THY :)
Nice'de taksiyi tercih etmemenizi acı bir tecrübe ile öneriyorum, turist olduğunuz zaten her halinizden belli olduğu için sizi biraz bu konuda üzüyorlar. Saint Gothard adında bir otelde kaldım, çok kibar bir Fransız Hanım oteli işletiyordu ve gerçekten çok memnun kaldım ve bence bilinen diğer otel fiyatlarına göre de uygun bir fiyata şehrin tam ifade ile göbeği denilebilecek bir yerde idi. Dilerseniz kahvaltı da ücretinize dahil edilebiliyordu.

Eski bir Fransız yapısı olan otelim, yine kendi gibi eski evlerin otellerin ve iş merkezlerinin bulunduğu Rue de Pagani'de bulunuyordu. Resepsiyonda kayıttan sonra size nazikçe verilen bir Nice haritası ilk başta aman Allah'ım ben burada kaybolurum dedirtirken daha sonra her sokağını gezdiğiniz ve harita üzerinde işaretlediğiniz bir oyuna dönüşüyordu en azından benim açımdan :)