9 Ekim 2013 Çarşamba

ATAM' A... 2002 den kalma bir yazım..

Ağlıyor için için kan ağlıyor. İçimiz kan ağlıyor senin için. Gittiğin o kara günden beri dinmiyor gözyaşları, sevmiyor kalbimiz artık sensiz olmayı. Gittin çok erken gittin bize yaşamla anlaşmayı öğretmeden bizde seni anlayamadan gittin çok uzaklara….
Mavi gözlerini hiç görmedim. Hiç yelken açmadım gözlerinle okyanuslara. Sadece hayal edebildim seni beni ve okyanusları.. Üzerime yağmurlar yağmaya başladığı zaman hiç kaçamadım, hiç sığınamadım senin kucağına hep ıslandım, ürperdim, ağladım, kan ağladım. Etrafında poyraz rüzgârları estiği zaman sen hiç onlara uymadın. Hep tatlı bir meltem gibi sessiz, sakin ve kararlıydın. Poyraz gibi birden sinirlenip hemen sönmedin darmaduman etmedin her yeri… Sen bana ağlamayı öğretmedin ama şimdi sadece gözlerim değil içim de en kuytu köşelerimde kan ağlıyor. Sadece sen yoksun diye değil, senin yokluğun da ben ne oldum ne oluyorum ve ne olacağım diye. Poyraz rüzgârlarına yenik düşmüş bir kuru yaprak mı yoksa kökleri ile toprağın daha önce hiç dokunulmamış yerlerine dokunan bir çınar ağacımı olacağım.
Senin yokluğunda birbirimizde çatışır olduk. Senin yokluğunda senin arkandan konuşur olduk, seni hiç görmediğimiz  seninle hiç konuşmadığımız halde.. Yaşamla anlaşmayı öğrenmeden yaşamla savaşmayı öğrendik. Adaletin yerine suçlamayı, sevginin yerine kin ve nefreti, dostluğun yerine kavga etmeyi öğrendik. Görüyor musun yokluğunda ne kadar değişmişiz nasıl uymuşuz poyrazlara, kuru yapraklar gibi savrulmuşuz tutarsızca…
Sen siyahın içinde beyazı bulmayı öğrettin, bizde maviden sarıdan yeşilden siyahı bulmayı öğrendik. Unutmadan biz taklit etmeyi öğrendik, çalışmayı unuttuk. Batıyı kendi soframıza, tarlamıza alın terimize işledik batıyı biz yaptık. Batı olduk doğuyu unuttuk. Güneşi hep battığı yerden gördük doğuya hiç bakmadık. Doğmadık her sabah güneşle, her akşam güneşle biraz daha battık. Ufuğa hiç dokunamadık rüyalarımızda bile… Tam yaklaşmışken hep uyandık, hep uyandırıldık. Gün geçtikçe ufka, masmavi, denizlere, limanlara hasret kaldık istemeden zorla…


Hadi aç artık o mavi gözlerini izin ver senin gözlerinde kalmama, okyanuslara açılmama gözlerinle.. Ağlıyor için için kan ağlıyor. İçim kan ağlıyor.. İçim kan ağlıyor…Ağlıyor içim kan…